Thu02232012

Son Guncelleme05:53:28 AM

Font Size

Profile

Direction

Menu Style

Cpanel
Back You are here: Home MAGAZİN

Magazin

Hayatı bir anda değişti

Yıldızı “Yok Böyle Dans”la parlayan Hanzade Ofluoğlu, kar kıyafetleriyle InStyle dergisi için kamera karşısına geçti.23 yaşındaki sunucu, hayatının bilinmeyenlerini 10 madde halinde sıraladı.

1- HAYATI BİR ANDA DEĞİŞTİ: Çocukluğum ızmir’de geçti. Sonrasında İstanbul’a geldim ve Koç Üniversitesi’nde işletme okudum. O sektörde iş bakarken her şey değişti.     

2- TESADÜFLERE İNANIYOR: Üniversite 2. sınıftayken kimseye haber vermeden ‘Var mısın Yok musun?’ yarışmasına başvurmuştum. Yarışmacıyken Acun Medya ekibiyle yakından tanışma fırsatı buldum. şu anda hem ‘Yok Böyle Dans’ yarışmasında sunucuyum hem de Acun (Ilıcalı) Bey’in asistanlığını yapıyorum.

3- PATRONUNU ÇOK SEVİYOR: Acun Medya’da “biz bir aileyiz ve bir şeyler üretiyoruz” durumu var, belki de bu kadar başarılı olmasının en büyük sırrı budur. Acun Bey, sanki benim patronum değil de ailemden biriymiş gibi geliyor.

4- HERKESLE İYİ ANLAŞIYOR: Bazen çok ufak şeyleri kafama takar ve mutlaka kendimi mutsuz edecek bir şeyler bulurum. Hemen herkesle çok yakın ve iyi arkadaşlıklar kurabilme, yeniliklere açık olma özelliklerimi takdir ediyorum.

5- 7/24 ALIŞVERİŞE HAZIR: Alışveriş yapmayı çok severim; her yerden, her zaman, her saat ve her konuda alışveriş yapabilirim. Özellikle kışın giyinmeyi çok severim, dolabımda en çok bulunan şey çizme ve paltodur.

6- BRONZ GÖRÜNMEK ONUN İÇİN ÖNEMLİ: Makyaj yapmayı beceremem. Beyaz tenliyim ama bronzluğu sevdiğim için terracota kullanıyorum. Saçlarımın doğal rengi bu değil ama ‘yıka ve çık’ haliyle kullandığımda doğal gözüküyor. Nemlendirici ve göz altı kremimden vazgeçemem.

7- MUTFAKTA DAHA ACEMİ: 4 aydır evliyim, 3 kere evde yemek yedik, onu da eşim yaptı. Açıkçası iş hayatına girdiğimden bu yana hiçbir şey yapacak vakit bulamıyorum. şimdiki kiloma bakınca geçmişte meyve ağırlıklı beslenmemin ve spor yapmamın kâr kaldığını görüyorum.

8- EVLİLİKTE DE ŞANSLI: Hayatımda her şeyde olduğu gibi aşk konusunda da şanslı olduğumu söyleyebilirim. Eşim Saygun’la üniversiteye başladığım ilk gün tanıştık. 4. sınıfa geldiğimde, bana, “Son kız arkadaşım olmanı istiyorum” dedi, bu zaten bir evlenme teklifiydi.

9- ARKADAŞLARI ONA İNANAMIYOR: Biz evlenmeye karar verdiğimizde, çevremizde henüz evlenen bir kişi bile yoktu ve bize inanamadılar. Ancak böylelikle etrafımızdaki herkes şunu görmüş oldu; evlenmek demek hayatının akışını tamamen değiştirmek, domestik bir hayata geçiş yapmak değil.

10- İSTANBUL’DA DAHA YENİ: İzmir’in yeri ayrı, umarım yaşlılığımı ailem gibi orada geçirebilirim. Hayat tarzım, zevklerim şimdilik bana İstanbul’da yaşamamı şart koşuyor. Bir süre ABD’de de yaşadım. Ama ne ızmir, ne ABD; şimdilik İstanbul. Evlendikten sonra Nişantaşı’nda yaşamaya başladık, akşamları da sıklıkla eşim Saygun’un Asmalımescit’teki restoranı Vida Pera’da vakit geçiriyoruz.

Yazı: Buket BAYDAR
Fotoğraflar: Ümit SAVACI-FABRıKA
Styling: Nazlı KAYRAN  

İşte Nihat Dogan...

“Kurduğu her cümle olay olan adam kim” desem, yanıtınız “Nihat Doğan” olacak, biliyorum. Onunla Survivor’a katılmaya karar verdiğinde buluşmuştuk, hatta adaya gideceğini ilk bize söylemişti... Nihat Doğan, Helin Avşar'a konuştu.
Onunla buluşmaya giderken ortaya böyle bir röportajın çıkacağını biliyordum. Her cümlesi başlık olan kaç kişi vardır ki? İşte Nihat Doğan o insanlardan biri. Biz her şeyden konuştuk. Okuyun onunla ilgili merak ettiğiniz her sorunun yanıtını bulacaksınız...

Bu aralar neler yapıyorsun?
10 konserlik bir Avrupa turnesi için anlaşma imzaladım. Hayatımda ilk defa single çıkardım.

Seni eskiden beri tanıyorum o zamanlar böyle ünlü sözlerin yoktu, sanki daha mülayim biriydin. Bu kişilik ortaya nasıl çıktı?
1995’te Kırdın Kalbimi adlı albümle sektöre girdim. Hiçbir şey yoktan var, vardan yok edilemez.

Nihat Doğan, Helin Avşar'a konuştu



Gerçekten ülke problemleri seni etkiliyor mu?
Balın tadını almamış birine sabaha kadar anlatsam da o balın hissiyatını veremem. İnsanların aşk derecesiyle alakalı bir bakış açısı vardır. Kimi aşkını çok derin yaşar, kimi yaşamaz. İnsan kedine de âşık olabilir, köpeğine de... Köpeği olmadan dışarı çıkmayan arkadaşlarımı biliyorum. Bu yüzden bizim ülkemize aşkla bakış açımız çıtayı yükseltmiş olabilir. Bu da faydalıdır. Bence bunun tersi konuşulmalı. “Ülkemiz neden sevilmiyor?” bunun cevabı araştırılmalı...

Herkes seviyor ama senin kadar dillendirmiyor.
Bazen dillendirmek lazım. Sevmek güzel bir şey ama sevgiyi göstermek daha güzel... Ben Survivor’a giderken bir seçim süreci vardı Türkiye’de. Provokatif hadiseler olabilirdi. Türkiye’nin geçmiş yüzü bu anlamda karanlık. Ben de seçim süreci herhangi bir istismar olmasın diyerek bu yönde tepkimi belli edip gittim.

Survivor’da Pascal Nouma ile kavga ettiniz. Tam olarak neler yaşandı orada?
Bu konuyu fazla dillendirip başkalarının reklamını yapmak istemiyorum. Söylenecek olan söylendi.

Pascal sana doğru koşarken ne hissettin?
Attığım uçan tekmeyi göremediysen bir şey diyemem. Mesele fiziğin değil, yüreğin büyük olması.

Survivor’da iyi bir performans gösterdin.
Ben oraya türkücü olarak gittim. Karşımda 20 yıllık sporcular vardı. Taner 7-8 yıl spor yapmış, Tefik de öyle. Oynadığım oyunların yüzde 70’ini aldım. Finalde de yıktım. Bu iş sadece fizikle, boyla bosla olmuyor.

Çok kitap okur musun?
Bu sözleri kitaplardan arayıp bulmuyorum. Biraz klasik olacak ama “Bir ben var benden içeri”. Maalesef benim de anlamadığım bir durum var ortada. 6 yıl önce “Senin ruhun benim önünde diz çöker, tövbe ister” dedim. Bazen “Nasıl söylemişim bunu” diye düşünüyorum. Ama söyleyene değil, söyletene bakmak lazım.

Enerjiyle ilgileniyor musun?
Hiç öyle şeylere inanmam. Hepsi yalan gelir bana. Hepsi boş.

Bazen coşuyorsun, “Tanıdığım çocuk gitti, başka biri geldi” diyorum.
Bir sanatçıdan 24 saat şarkı söylemesini beklemiyorsunuz herhalde. Sohbet ederken, yolda yürürken ya da maça giderken şarkı söyleyecek halim yok. 24 saat özlü söz söyleyecek de değilim, o da ana ve moda bağlı. I

“Acaba ezberliyor mu” diye düşünüyorum.
2 hafta önce Teke Tek’te Fatih Altaylı da aynı soruyu sordu. Murat Bardakçı var yanında. Kitapları yemiş yutmuş. “Ezberlesem o duyardı” dedim. Google diye bir şey var. Merak eden arayıp bakar kimin sözü diye.

Şu ana kadar söylediğin sözlerin bir sahibi yok mu?
Yok. Neden bu kadar şaşırdığınızı anlamıyorum. “Nihat Doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar.” “Biz bir aynayız, kim bize nasıl bakarsa öyle görür.” Bunların hepsi bana ait.

Aklına gelen yeni bir şey var mı?
Mesela son şarkımın sözleri var: “Mesele yüreğimin sana düşmesi değil, mesele şerefimin yere düşmemesi.”

Sevgilinle konuşurken böyle cümleler kuruyor musun? Bu cümleler sayesinde kimseyi tavladın mı?
Hayır öyle bir şey yok. Söylediğin sözün bütünü önemli. 6 sene önce “Nihat Doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar” dediğimde beni bu sektörde gerçek manada kesip biçmek isteyenler vardı. “Nihat Doğan’ın nefesini keselim, bu sektörden gönderelim, köyüne gitsin, iş yaptırmayalım” diyorlardı. Magazincilerle irtibata geçip “Nihat Doğan’ın haberini yapmayın” diyenler oldu. Programımı kaldıranlar oldu. Yani boğuştum, bir savaş verdim.

Her sene muhakkak iyi ya da kötü bir şeyler çıkarıyorsun.
Kötü hiçbir şey çıkmıyor çok şükür.

Çok mu alıngansın?
Evet. En kötü huyum.

‘Delinin biri bir kuyuya taş atıyor 40 deli de peşinden gidiyor’

Bir otel olayı yaşandı, bu hakkında kötü bir izlenim yarattı.
Benim olayım değil. Benimle alakası olmadığı için üzerime alınmıyorum. Kötü bir şey yapmadım, bundan eminim.

Ankara’ya neden gitmiştin?
Geçelim bu konuyu, benimle alakası yok. Tekrar tekrar konuşmak anlamsız. Şu komikti ama ben “İsrail yaptı” demişim. Bu cümleyi kurduğumu ispatlasınlar, ülkeyi terk edeceğim. Delinin biri bir kuyuya taş atıyor, 40 deli de peşinden gidiyor. Ama Fatih Altaylı’nın programında iddia ettim. “24 şehit olayının arkasında İsrail vardır” dedim.

‘Sosyeteye girme merakım hiçbir zaman olmadı’

İstediğin maneviyat ve maddiyatı sağlayabildin mi?
Hayat maddiyat değildir.

Çoluk çocuğun olacak onlara bakman gerekecek...
Bakarım o kadar da değil. Ben anaokuluna karşıyım, biraz eski kafalıyım.

Birikim yapabildin mi 6-7 senedir?
Zorla evlendireceksin beni.

Sosyeteye girme işlerin var son zamanlarda.
Sosyeteye girme merakım hiçbir zaman olmadı. Biz neysek oyuz. Sosyeteyi yukarı çekeriz.

‘Starlarımızın siyasi tavrını, hangi takımı tuttuğunu bile bilmiyoruz’

Çok gazete okur musun?
Evet ama magazin okumam.

Hem çok okuyorsun hem magazin işiyle ilgileniyorsun. Çelişmiyor mu birbiriyle?
Hayır. Ne alakası var. Türkiye’de it iziyle kurt izi karışmış maalesef. Sanatçı dediğin aydındır. Sanatçı canı pahasına inandıklarını korkusuzca söyleyebilme gücüne sahip kişidir. Starlarımızın hiçbirinden barış kelimesini duymadım. Hiçbirinin siyasi tavrını bilmiyoruz. Hangi takımı tuttuğunu dahi söylemeye korkanlar var.

Neden?
Korkaklar çünkü sistem demiş ki; “Siyasi görüşünüzü belli ederseniz, ülke meseleleri hakkında fikrinizi ortaya koyarsanız, sizi yok ederiz”. Bugün 200 milyar alıp ekstraya gidenler tuttuğu takımı söylemeye dahi korkuyor. Ama korkaklar sanatçı olamaz. Sadece popüler kültürün millete sunduğu fast food yemek olabilir. Am balajlanmış, paketlenmiş, evlere servis edilen...

“Evlere servis” yanlış anlaşılabilir...
Neden yanlış anlaşılsın. Açıyorsun bilgisayarı, sipariş veriyorsun, evlere servis yapılıyor. 20 sene sonra bunların adını hiç kimse anmayacak. Açık söyleyeyim Hülya Avşar’ın kötünün iyisi olduğunu düşünüyorum.

Neden?
O da her şeyini ortaya koymuyor ama en azından korkak değil. Yeri geldiğinde tavrını net bir şekilde alıyor.

“Kötünün iyisi” diyerek tam olarak ne kastediyorsun?
Ben anlatamıyorum derdimi. Fikrimi, zikrimi diyorum. Ülkenin meselesiyle alakalı fikrini söylüyor ya da hiç kimsenin söyleyemediği yerde Kürtçe şarkı okuyor. Kötülerin içinde “İyi” diyorum ama dört dörtlük değildir.

“Sahtekârlar çok. Her şeyi bırakıp köyüme yerleşeyim” diyor musun?
Terk etmek istediğim oldu.

Adada rahat etmedin mi?
Adaya gitmez olsaydım. Daha beter oldum. Müslüman mahallesinde salyangoz satanlarla savaştık. Adayı bile siyasallaştırdılar. Türklük Kürtlük meselesini koydular. Kürt kökenli olmasaydım belki de birinciliği getirir, bana verirlerdi. Açık söylüyorum, adadan sonra öğrendim ki bazı elitist medya mensubu kişiler, vatanını ne kadar sevse de maalesef Kürt çocuklarını her zaman ikinci sınıf vatandaş olarak görüyor. Çıkardığım sonuç bu ve çok üzülüyorum.

‘Yemek yapmam, romantiğim’

Yemek yapar mısın?
Hiç yapmam.

Romantik misin?
Romantiğimdir. İlişkide karşımdakini mutlu etmek tek gayemdir. I

Her şeyi karşıdan mı beklersin?
Evet.

Dostluk sence ne demek?
Dostu olmayan insan yapraksız ağaç gibidir. Güneşli bir havada yolda yürüdüğünde yapraksız bir ağacın altında serinleyemezsin.

Sanat camiasındaki dostluğa inanıyor musun?
Hepsi yalan. Örümcek ağlarından oluşan dostluklardır. Dostlarım var tabii ama sanatçı değiller.

‘Sosyal medya mastürbasyon kerhanesidir’

Şu an politikayla ilgili bir şey yapıyor musun?
Hayır.

Politikanın çok içindesin. Neden yapmıyorsun?
Bunlar politika değil. Ben genel manada ülke sorunlarından bahsediyorum. Ülke sorunlarını anlatmak politika değildir.

İnsanların seni sevdiğini düşünüyor musun?
Bu ne biçim bir laf. Öyle şey olur mu? Bu soruyu kabul bile etmiyorum. Çünkü ahmak bir zihniyet var. Dünyanın dengesi bu.

Twitter’a Nihat Doğan yazdığımda insanlar hemen senin özlü sözlerini hatırlıyor.
İnsanlar benim aldığım nefesi bile biliyor. Ama sosyal medya hayatın gerçeği değil. Sosyal medya mastürbasyon kerhanesidir. Kafanızı sosyal medya bataklığından bir çıkarın da bakın. Bir ay önce konser yaptım 30 bin kişi geldi. Omzum çıktı. Bir imza günü yaptım 20 bin kişi geldi. Pitbull ruhlu, ağzı ishal olmuş, prezervatif dilli zümre, sözlüklerde ne yazmış? Bunlar zirboş takımıdır, hayatın gerçeği değildir. Bakmayın, okumayın bile bunları. Gülmek için okuyun. Ben baktığımda gülüyorum. Türkiye’de sosyal medyada da en çok küfür yiyenlerden biri de Nihat Doğan. Sosyal medyada küfür yemiyorsan başarısızsın demektir. Bir insan sevilmiyorsa röportaj yapılır mı? Ben Allah’a tevekkül etmiş bir insanım. Hayatın mikrofondan ibaret olmadığına inanıyorum. Şarkı söylemek benim için amaç değil, araçtır. Biz şöhret olmanın değil, adam olmanın peşinden koşuyoruz.

“Star gibi yaşamıyoruz” diyorsun.
Ben halk çocuğuyum. Geldiğim yeri hiçbir zaman inkâr etmedim. Halkın starıyım. Beni medya bir yere getirmedi.

İyi niyetli misin?
İyi niyetliyim evet. Çok zeki biriyim. Hz. İsa’nın güzel bir sözü var. “Ben deliyi aıllı ettim, ölüyü dirilttim ama ahmak olana bir şey yapamadım” diyor. Köre at da bir, eşek de... Meleği şeytan, şeytanı melek diye vermeye çalışırsan kendi kendine halüsinasyonlarla yaşarsın. Mesele doğru ya da yanlış değil, birilerinin varlıklarda yokluk, yokluklarda varlık, beyazlarda siyah, siyahlarda beyaz aramasıdır.

Hadise kilolarıyla dertli

Hadise'nin kilolarının suçlusu bulundu!
Ünlü şarkıcı gece 03:00'te ne yaparken yakalandı?

Hadise'nin kilolarının suçlusu bulundu!

Şarkıcı Hadise’nin ‘gece yarısı mantı operasyonları’ devam ediyor. Önceki gece 03.00’te arkadaşlarıyla mantı ziyafeti yapan Hadise’nin bu gidişle daha çok spor yapması gerekecek.

Hadise'nin kilolarının suçlusu bulundu!


Milliyet'ten Mesut Yılmaz'ın haberine göre, Yapımcı Erol Köse’nin kiloları yüzünden ‘ti’ye aldığı Hadise, mantı sevdasından vazgeçemiyor.  Daha önce de aynı mekanda gece yarısı mantı yerken görüntülenen şarkıcı, bu sefer gazetecilere yakalanmamak için tedbir aldı.  Minibüsünü kapıya yanaştıran Hadise, fotoğrafları çekilirken de yüzünü kapattı.  Görüntülendiği için kızan şarkıcının tavırları gazetecileri üzdü.

"Parmağımı sıkıştırdı, makinemi kırdı"

Uğur Pektaş'ın saldırdığı Habertürk muhabiri Sedef Şenkal Demir, şikâyetçi oldu. Demir, yaşadıklarını bir bir anlattı...
Uğur Pektaş'ın eşi Gamze Özçelik'ten boşandığı davanın çıkışında saldırdığı Habertürk muhabiri Sedef Şenkal Demir, ünlü oyuncudan şikâyetçi oldu. Savcılık Pektaş hakkında soruşturma başlatırken, Demir yaşadıklarını anlattı:

Uğur Pektaş'ın saldırdığı gazeteci konuştu



"Kadıköy Adliyesi'nin merdivenlerinden çıkarken Uğur Pektaş ve Gamze özçelik'in indiğini gördüm. Adliye içinde fotoğraf çekmek yasak olduğu için geri döndüm. Sol elimde fotoğraf makinesi olduğu için sağ elimle demir kapıyı açmaya çalışırken Pektaş, demir kapıyı hızla kapattı ve elim sıkıştı.

Uğur Pektaş, "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diye bağırdı. Beni itti. Elimi kapıdan kurtardıktan sonra fotoğraf makinesini çekerek aldı. Adliye girişindeki polislerin gözü önünde, hızla merdivenlere doğru fırlattı. Şikâyetçi olmam nedeniyle kendisine müdahale etmeye çalışan bir polisi hiçe sayarak olay yerinden kaçtı."

Güzelin düşmanı çok olur

Oyuncu Esra Sönmezer, ‘Sevgilisiyle yakalandı’ haberleri üzerine savunmaya geçti! Güzel oyuncu, “Mekana arkadaş grubumla gittim” dedi. Sönmezer, "İş yoğunluğum ve stres dolu işlerle uğraştığımız için her hafta sonu olduğu gibi geçen hafta sonuda İstanbul'un eşsiz manzarasını seyrederek dinlenmek için Mikla restauranta arkadaş grubumla  gittim. Dostane sohbetimizin ardından arkadaşım beni yolcu etmek için eşlik etti" şeklinde açıklama yaptı.

"Güzelin düşmanı çok olur" GALERİ


Sönmezer, açıklamasına şöyle devam etti: "Kapıda bir basın ordusuyla karşılaşmak beni oldukça şaşırttı. Bugüne kadar hep net oldum, gizlisi saklısı olan bir insan değilim. Bekar bir insanım, bir aşk yaşasam bunu asla gizlemem. Aşk insana bahşedilen en güzel duygudur ve bunu yaşıyorsam saklamanın alemi yok. Arkadaş grubumuzdan bir dostumla aşk yaşıyor diye lanse edilmem beni oldukça üzdü. Ayrıca magazin dünyasında güzel kadın olmak zor, maalesef güzelin düşmanı çok oluyor. Bu haberlerin çıkmasını, birisi tarafından organize edildiğini düşünüyor ve dostum dediğim kişilerle aşk dedikodusuna sokulmamı isteyenlerin komplosu diye düşünüyorum. Bugün basında özel hayatımla ilgili çıkan haberlerin asılsız olduğunu bildirir, doğru haber verebilmeniz için sizi bilgilendirmek istedim."

"Hande ayağını denk alsın"

Seksi güzel, Hande Subaşı'ya verdi veriştirdiMiss Model of Turkey 2010 birincisi Tuğçe Yulaç, reklamcı Enis Özkan ile objektiflere yakalandı. Yulaç, Hande Subaşı'na verdi veriştirdi.

Tuğçe Yulaç, Hande Subaşı'ya verdi veriştirdi


Yulaç, "O kim ki mankenlik hakkında konuşuyor. Ne söylediğini düşünüp tartsın. Böyle konuşarak işimize zarar veriyor. Ayağını denk alsın" dedi

Subaşı, "Türkiye'de bu mesleği yapanlar ne benim modelliğe başladığım yıllardaki gibi ne de benden önceki gibi. Artık her şey değişti. Sema Şimşek ve Ebru Ürün gibi arkadaşlarımız bu işe mesai harcadılar. Maalesef artık podyumlar eski değerine sahip değil. Ben Uğurkan Erez'den disiplini ve profesyonelliği öğrenmiştim. Şimdikiler benim kadar şanslı olamadı ne yazıkki. Mankenlik dibe vurdu" demişti

Sonunda Boşandı... Gazeteci dövdü... Dubaları ezdi...

Boşandı... Gazeteci dövdü... Dubaları ezdi...Aynı dizide rol alan Gamze Özçelik ile Uğur Pektaş çifti anlaşmalı olarak tek celsede boşandı. Çiftin çocuklarının velayeti anneye verildi
Ünlü oyuncu Gamze Özçelik ile kendisi gibi oyuncu olan 3 yıllık eşi Uğur Pektaş ‘tek’ celsede anlaşmalı olarak boşandı. Dün İstanbul Kadıköy 1. Aile Mahkemesi’nde görülen duruşmada hâkim çiftin oğullarının velayetini anneye verdi. Protokol gereği Uğur Pektaş, oğlunun eğitim giderleri ile diğer masraflarını karşılayacak.
Boşandı... Gazeteci dövdü... Dubaları ezdi...

Adliye çıkışında Pektaş, Habertürk Gazetesi’nin muhabiri Sedef Şenkal’a saldırdı. Şenkal’ı darp ederek elinden yaralayan Pektaş, fotoğraf makinesini alıp, kırdı. Pektaş, park yasağı olduğu halde otomobilini park ettiği yerde bekleyen trafik polisinin uyarılarına rağmen, trafik dubalarını cipiyle ezerek hızla kaçtı. Polis memuru ise Pektaş’ın plakasını aldığı cipe yasak yere park etmek suçundan 66 TL ceza yazdı. Geçtiğimiz temmuz ayında Uğur Pektaş anlaşmalı olarak boşanma davası açmış, iki gün sonra ise barıştıklarını belirterek davadan vazgeçmişti.

Bogazdaki fiyatları duyunca almaktan vazgecti...

Como Gölü Boğaz'dan ucuz.Film çekimi için sık sık İstanbul'a gelen Monica Bellucci'nin Boğaz'da ev sahibi olma hevesi kursağında kaldı. Boğaz'da yalı fiyatlarının 10 milyon dolardan başladığını duyan Bellucci, ''Como Gölü kıyısı bile bu kadar pahalı değil, bütçem yetmez'' diyerek vazgeçti.

YALILARI TEK TEK GEZDİ

Boğaz'da çeşitli semtlerde gezdiği yalıların fiyatlarının 10 milyon dolardan başladığını duyunca şoke olan Monica Bellucci, ''O kadar pahalı mı? Benim bütçem buna yetmez! İtalya'da Como Gölü kıyısı bile bu kadar pahalı değil!'' diyerek vazgeçti. Bellucci'nin Boğaz'la kıyasladığı Como Gölü'nde villaların fiyatları 1 milyon dolar ila 50 milyon dolar arasında değişiyor. Boğaz'da Yeniköy'deki Şehzade Burhanettin Efendi Yalısı ise bu yıl 100 milyon Euro'ya satışa çıktı.

EŞİ CASSELL'İN FİKRİNİ DE ALDI

Dünyanın en güzel kadınlarından Monica Bellucci, dünyanın en güzel yerlerinden İstanbul Boğazı'nda ev sahibi olmak için harekete geçti. Bellucci, Yılmaz Erdoğan'ın da rol aldığı İranlı yönetmen Bahman Ghobadi'nin Gergedan Mevsimleri filminin çekimleri için ilk kez geldiği ve bir süre yaşadığı İstanbul'da Boğaz'a hayran kaldı. Eşi Vincent Cassell'in de fikrini aldıktan sonra çeşitli emlakçılarla görüşen ve denize sıfır yalı bakmaya başlayan güzel oyuncunun hevesi kursağında kaldı.

Bellucci'ye Boğaz pahalı geldi


YALILARI TEK TEK GEZDİ

Boğaz'da çeşitli semtlerde gezdiği yalıların fiyatlarının 10 milyon dolardan başladığını duyunca şoke olan Monica Bellucci, ''O kadar pahalı mı? Benim bütçem buna yetmez! İtalya'da Como Gölü kıyısı bile bu kadar pahalı değil!'' diyerek vazgeçti. Bellucci'nin Boğaz'la kıyasladığı Como Gölü'nde villaların fiyatları 1 milyon dolar ila 50 milyon dolar arasında değişiyor. Boğaz'da Yeniköy'deki Şehzade Burhanettin Efendi Yalısı ise bu yıl 100 milyon Euro'ya satışa çıktı.

Tatlıtuğ ''İyi Niyet Elçisi''

Oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, ''Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye İyi Niyet Elçisi'' oldu.SALT Galata'da düzenlenen törende konuşan Tatlıtuğ, ''UNICEF'in Türkiye İyi Niyet Elçisi'' olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu vurgulayarak, dil, din ve ırk ayrımı yapmaksızın tüm dünya çocuklarına el uzatan UNICEF'in bütün çalışmalarına elinden geldiği kadar katılacağını söyledi.

Tatlıtuğ İyi Niyet Elçisi

Duyduğu mutluluğu anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığını belirten Tatlıtuğ, ''Uzun zamandır UNICEF'in çocuklar için yaptıkları çalışmaları gıptayla takip ediyordum. Bana bu fırsat verildiği için çok mutluyum. Beni bu göreve layık gördükleri için emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye'nin en önemli isimleri ile birlikte UNICEF çatısı altında bulunduğum için ne kadar gurur duysam az'' dedi.